HomeHaldun Gülerden ÖykülerYavru Güvercinler

Yavru Güvercinler

Genç kadın, iki ayrı küçük tasın içerisine koyduğu yemi ve suyu ,evinin balkonunda, iki yumurtasının üzerinde kuluçkaya yatmış olan anne güvercinin önüne koydu.Bir süreden beri genç kadının elinden yem ve su almaya alışmış olan anne güvercin,genç kadının gitmesini beklemeden önüne konulan yemi yemeye başladı.

 Anne güvercin yemini ve suyunu bitirdikten sonra ,genç kadın, özlemle baktığı ve sevgiyle okşadığı yumurtaları büyük bir özenle tekrar anne güvercinin altına, kuluçkaya yatması için koydu.

 

Üç yıllık evli olan genç kadın,kocası ile görücü usulü ile evlenmesine rağmen,zaman içerisinde kocasına ısınmış ve sevmişti. Evliliğinin ilk iki yılında kaynanası ile beraber oturmuştu.Fesat bir kadın olan kaynanasının kışkırtması sonucunda ilk iki yılda,kocasından zaman zaman dayak bile yediği olmuştu. Ancak kaynanası ile olan anlaşmazlıkları dayanılmaz bir hal alınca, kocasına rest çekmiş ve eğer ayrı ev tutmazsa ayrılacağını söylemişti.Kocası da onu sevdiği için ayrılığı göze alamayarak, bir yıl kadar önce ayrı ev tutmuştu. Evlerini de ayırdıktan sonra kocası ile birbirlerine olan sevgileri daha da artmış ve çocuk dışında hiçbir sorunları kalmamıştı.


Genç kadının evliliğinin üzerinden üç yıl geçmiş olmasına rağmen,bütün çabalarına karşın çocuk sahibi olamamışlardı. Çocuk özlemi genç kadının ve kocasının içlerini adeta kemiriyordu.Genç kadının ve kocasının uzun süren, yıpratıcı ve bıktırıcı tedavilerinin sonunda doktorlar, genç kadın ve kocasına ; çocuk yapmak için herhangi bir engeli olmayan çiftlerde dahi kadının her ay hamile kalma olasılığının yüzde yedi civarında olduğunu,kendilerinde bu olasılığın çok daha düşük olduğunu, bu yüzden; ancak, aşılama denilen, erkeğin spermlerinin mikroenjeksiyon yoluyla kadının yumurtasına enjekte edilmesi yöntemiyle,küçük bir olasılıkta olsa, çocuk sahibi olabileceklerini; ancak,sabırlı olmaları gerektiğini söylemişlerdi.Buna rağmen genç kadın ve kocası, tedavi öncesi çok düşük olan çocuk yapma olasılıklarının,tedaviden sonra azda olsa artmasına dahi şükrediyorlar ve sabırla bekliyorlardı.


Genç kadın bir sabah kalktığında anne güvercinin altında kuluçkada bulunan yumurtaların kımıldamaya,ardından kısa bir süre sonra da çatlamaya başladığını gördü.Çatlayan yumurtalardan, birkaç dakika sonra iki yavru dünyaya gözlerini açtı. Yavruların dünyaya gelişini büyük bir sevinç ve mutlulukla izleyen genç kadın,heyecanla yatak odasına, kocasının yanına koştu ve yatağında uyumakta olan kocasını omuzundan tutup silkeleyerek :


- Kalk hayatım kalk,yavrular kuluçkadan çıktı.
Karısının omuzunu silkelemesi ile uykudan uyanan genç adam uyku sersemliği ile karısına :
- Hayrola,ne yavrusu yahu sabah,sabah.
- Ne yavrusu olur mu hayatım.Ne çabuk unuttun,balkonumuzda kuluçkaya yatan güvercin var ya , işte onun yavruları yumurtadan çıktı.
- İyi gözün aydın.! Bunun için mi beni uyandırdın ?
dedikten sonra genç adam tekrar uykuya daldı.
- Öf be ! Ne duygusuz adamsın be! Uykudan başka bir şey düşünmüyorsun.


Ardından genç kadın, anne güvercinin önüne,kendisini ve yavrularını besleyebilmesi için tekrar yem ve su koydu.
Bir iki saat sonra genç kadının kocası uykudan kalktı ve beraber kahvaltı masasına oturdular.Kahvaltı ederken karı koca aralarında tekrar sohbet etmeye başladılar.


- Hayatım bak,görüyor musun yavruları,ne tatlılar değil mi ? Birisi
diğerinden daha sarı .
- Evet,çok tatlılar.Bakalım ikisi de yaşayacaklar mı ?
- Ağzından yel alsın sevgilim,yaşarlar tabi,neden yaşamasınlar ?İkisi de birbirinden tatlı.
- Tatlılar da, bu cehennem sıcaklarında senin güvercinler balkonu işgal ettikleri için, bizde bu eve tıkıldık kaldık.Balkona oturup,şöyle keyfimizce bir balkon sefası yapamaz olduk.
- Biraz sabret,bir süre balkonu kullanmazsan ne olur sanki ?Bir süre sonra yavrular uçmaya başlayıp,balkonu terk ettiklerinde, bizde tekrar balkonu kullanmaya başlarız.
- İnşallah...!
- Hayatım, inşallah bizim de bu güvercin yavruları gibi, ikizlerimiz olur. İkizlerimiz olsa ne güzel olur değil mi ? Hele bir de biri kız,biri erkek olsa.
- Birini bulduk da,ikisi mi kaldı.Bazen çok hayalci oluyorsun.
- Aman be, sen de bazen çok duygusuz oluyorsun.Her şeye olumsuz
yaklaşıyorsun.Ne olmuş yani,hayali bile güzel değil mi?Hayal kurmamızın ne sakıncası var ki ?


Karı koca kahvaltılarını tamamladıktan sonra,koca işine gitmek üzere yola çıktı. Genç
kadın kocası gittikten sonra evin günlük işlerini yapmaya devam ederken, gözü bir an duvardaki takvime ilişti.Takvime bakınca regl zamanının bir hayli geçtiğini gördü.Birden içini tatlı bir heyecan kapladı.Günlerdir güvercin yavrularının heyecanı ile kendisini unutmuştu.Yoksa hamile miydi ? Hemen apar topar etrafı toparladıktan sonra,hamilelik testi yapmaya yarayan prediktör almak için dışarı çıktı. Koşar adımlarla en yakın eczaneye giden genç kadın prediktör aldıktan sonra yine koşar adımlarla evine döndü.Testi yapmak için heyecanla banyoya yönelen genç kadın,testi yaptıktan sonra daha da artan bir heyecanla,prediktör denilen aletin üzerinde bulunan ve test sonucu olumlu çıktığında, beyazdan pembeye dönüşen iki sütunu takip etmeye başladı.


Test sonucunu görmek için geçmesi gereken on,onbeş saniyelik süre genç kadına on,onbeş yıl gibi gelmişti ve geçmek bilmiyordu.Birkaç saniye geçtikten sonra,genç kadın her zaman olduğu gibi yine karamsarlığa kapıldı ve kendi kendine “yine her zamanki gibi bir şey yok galiba,kötü talihim olmaz olsun” diye söylenirken birden prediktörün üzerindeki iki sütunun pembeye dönüşmeye başladığını gördü.Pembe sütunları görür görmez heyecandan genç kadının kalbi duracak gibi oldu.Eli ayağı birbirine dolaşmış ve ne yapacağını şaşırmıştı.Şaşkın bir vaziyette evin içerisinde dolaşırken birden aklına kocasını aramak geldi.Ancak, heyecandan kocasının telefonunu bile unutmuştu.Neden sonra,telefonun yanında kocasının işyerine ait kartvizit gözüne çarptı da, kartvizitten numarayı alıp, telefonu tuşlayarak,kocası ile konuşabildi.


- Hayatım,hayatım benim ben,sana bir müjdem var.
- Hayrola hanım,buyur...!
- Şey,sevgilim ben şeyim...
- Neysin hanım,sakin ol biraz,niye heyecanlı,heyecanlı konuşuyorsun.
- Nasıl heyecanlı olmam hayatım,hamileyim ben hamile.
- Ne dedin,ne dedin, Hamile misin ?
- Evet hayatım, sonunda şans yüzümüze güldü galiba.
- Aman Allah’ım! Şükürler olsun sana,nihayet,nihayet.Sakın kendini yorma,bir yere de kımıldama,ben hemen geliyorum.


Genç adam, üzerindeki iş elbiselerini alel acele değiştirip , arabasına
binerek,işyerinden evine gitmek üzere hemen ayrıldı.Genç adam eve gelir gelmez , karı koca sevinçle birbirlerine sarıldılar.Kadın sevincinden kocasının boynuna sarılarak ağlamaya başladı.


- Tamam hanım,sonunda istediğimiz oldu.Anlıyorum sevinçten ağlıyorsun ama,kendini ne olursa olsun yormaman ve üzmemen lazım.Yarın hemen doktoruna gidelim de,iyice emin olalım.
- Peki,öyle yapalım.
Genç karı koca ertesi gün hemen doktorlarına giderek emin olmak istediler.Doktorları, kesin olarak emin olmak için onbeş gün beklemeleri gerektiğini, onbeş gün sonra çekilecek ultrasonoğrafinin sonucuna göre kesin tanıda bulunabileceklerini söyledi.Bir ömür gibi geçmek bilmeyen onbeş günün sonunda doktorlarına giden karı koca, ultrasonoğrafinin sonucunu büyük bir merakla doktorlarına sordular.Ultrasonoğrafiyi bir süre dikkatle izleyen doktorları genç karı kocaya :


- Evet,sonunda istediğiniz oldu.Evinizde yaptığınız testin sonucu doğru çıktı,hamilesiniz.Ancak,bu hamilelik kıymetli bir hamilelik.Doğacak bebek yada bebekler de tabi ki buna bağlı olarak kıymetli bebekler olacaklar.Bebekler dedim,çünkü hamileliğiniz aşılama yöntemiyle olduğu için ikiz olma ihtimali çok yüksek.Yani,büyük bir ihtimalle ikiz bebek sahibi olacaksınız.İkiz bebek sahibi olma ihtimaliniz yüksek ama,hamileliğiniz çok ağır geçen bir hamilelik olacak. Hamilelik süreniz boyunca ev işleri de dahil hiçbir iş yapmayacaksınız ve sürekli yatmanız gerekecek.En ufak bir şekilde dahi kendinizi yormayacaksınız. Yani kısacası sizi sürekli dinlenme,beyefendiyi ise ev işleri bekliyor.Yalnız şunu da belirteyim,ikiz olma ihtimali kadar düşük yapma ihtimalinizde var.Çok dikkatli olmanız ve kendinizi kesinlikle yormamanız lazım.Hatta,hamileliğiniz süresince yanınızda bir akrabanız yada tanıdığınızın bulunmasını veya size bakması için bir yardımcı tutmanızı tavsiye ederim.


Genç karı koca büyük bir mutlulukla evlerinin yolunu tuttular.Evlerine dönünce,hemen yakın aile çevrelerine müjdeyi verdiler.O gün,eve döndükleri saatten gece geç saatlere kadar evlerinin telefonları tebrik etmek için arayan dost ve akrabaları sayesinde susmak bilmedi.Gece geç saatlerde uyuduklarında, belki de evlilik hayatlarının en mutlu uykusuna dalmışlardı.


Sabah kalktıklarında genç çift, neşe içerisinde kahvaltı yapmaya ve sohbet etmeye başladılar.
- Tek bebek olsaydı küçük oda yeterdi.Fakat ikiz olacağı için daha büyük oda gerekir,onun için misafir odasını küçük odaya taşıyalım,misafir odasını da bebek odası yapalım.
- Evet,doğru söylüyorsun.Bir de bizim Nurettinlerde isimler sözlüğü var. Ben bir ara sözlüğü Nurettin’den alayım da isim bakalım.
- Birkaç aya kadar bebeklerin cinsiyetleri belli olduktan sonra,bebek odalarını da yavaş, yavaş tamamlayalım.
- İkizlere senin tek başına bakman zor olur.Annenle konuşalım da doğumdan sonra bir süre sana yardımcı olsun.Ayrıca sen yarın annenle öncelikle konuşta,hamilelik süresince bize gelip sana bakabilir mi ? Eğer bize gelemeyecekse,sen annenlere git , annen sana orada baksın.Ben doğum olana kadar evde tek başıma kalır,başımın çaresine bakarım.

- Ben birazdan annemle konuşurum ,ancak, annemin babamın rahatsızlığından
dolayı bu sıralar bize gelebileceğini pek zannetmiyorum.
Genç kadın biraz sonra annesi ile telefonda konuştuktan sonra tekrar kocasının yanına geldi.
- Evet hayatım tahmin ettiğim gibi,annem babamı hasta hasta bırakıp gelemeyeceğini söyledi,benim onlara gitmemi istedi.
- Tamam o zaman sen hazırlan,ben seni yarın annenlere götüreyim.Ben artık başımın çaresine bakarım.
Ertesi gün genç kadın annesinin evine gitmek üzere hazırlandı.
- Hayatım,buzdolabına üç dört çeşit yemek yapı ,koydum.Akşamları ısıtıp yersin.Dün giyeceklerini de ütüleyip gardolaba koydum.Oradan alıp giyersin.Hafta sonlarında kirlileri annemlere getirirsin.
- Yiyecek,giyecek önemli değil,sen kendini yorma,biraz önce de dediğim gibi ben başımın çaresine bakarım.Gerekirse yemek de yaparım,çamaşır da yıkarım,sen beni düşünme. - Ha,hayatım unutmadan,aman deyim güvercinlerime iyi bak.Sabah, akşam mutlaka yem ve su koymayı unutma.Anneye iyi bak ki, oda yavrulara iyi baksın,yavrularda bir an önce büyüsün.Ha birde,aman dikkat et de yavrular balkondan aşağı falan düşmesin.Allah göstermesin,düşerlerse,uçmayı bilmediklerinden başı boş kedi ve köpeklere yem olurlar.


- Aman hanım be,sende şu güvercinlerle bozdun yahu,merak etme bir şey Olmaaz!.
Balkondan falan düşmezler,hem düşseler ne olur ki ?Onlar bizim gibi değil ya,her sene kuluçkaya yatarlar.Seneye gene yatarlar olur biter.Senin gibi uzun tedavilerle hamile kalmıyorlar ya.
- Saçmalama ya,gene duygusuzlaştın.Gene hayvanseverliğin tuttu! Günlerdir şurada ben şu hayvanlara bakıyorum, emek sarf ediyorum,onlarda kainatın bir güzelliği.İnşallah çocuklarımız da senin gibi hayvansever ! ve duygusuz olmazlar. - Tamam hanım tamam,peki,sen haklısın. ! Sinirlenme ve kendini de yorma.Ben ne gerekiyorsa yaparım.Merak etme sen.
Genç karı koca biraz sonra,genç kadının annesinin evine gitmek üzere yola çıktılar.Yolculuk süresince de sohbetleri devam etti. - Aman sakın,annene yardım falan edeyim diye kendini yorma.Dikkat et.Sakın ağır bir şey kaldırma.


- Tamam hayatım,abartma lütfen.Merak etme dikkat ederim.Annem, hamileliğim konusunda bizden bile daha hassas ve dikkatli olur.Hamileliğimi ilk haber verdiğimde kadıncağız telefonda sevincinden ağladı.
Yarım saat süren bir yolculuktan sonra genç kadının annesinin evine vardılar.Eve ulaştıklarında evin kapısını genç kadının annesi açtı.Yaşlı kadın sevinç gözyaşları içerisinde kızına ve damadına sarıldı.
- Haydi gözünüz aydın çocuklar.Yüce rabbime şükürler olsun.Sonunda istediğiniz oldu.
- Aman valide hanım,dikkat et de bizim hanım kendini yormasın. Doktorlar çok hassas bir hamilelik olduğunu ve kendisini kesinlikle yormaması ve sürekli dinlenmesi gerektiğini söylediler.
- Sen hiç merak etme oğlum.Ben, onun parmağını bile kımıldatmasına izin vermem.
- Tamam valide hanım,artık kızın sana emanet.Hadi bana müsaade,işyerinde bir iki müşteriyle randevum var.
- Oğlum yemek hazırlamıştım,bir şeyler yedikten sonra çıksaydın.
- Olmaz valide hanım,geç kalırsam müşterilere ayıp olur.Ben yolda bir şeyler atıştırırım.Haydi hoşçakalın.
- Aman hayatım,daha öncede söylediğim gibi,lütfen güvercinlere iyi bak.Sabah,akşam önlerine yem ve su koymayı unutma.Bir de dediğim gibi yavrulara dikkat et,balkondan falan düşmesinler.Daha öncede dediğim gibi,henüz uçmayı bilmediklerinden balkondan falan düşerlerse kediler,köpekler parçalayabilir. - Tamam hanım tamam,merak etme sen,bir şey olmaz.Sanki Afrika’da mı yaşıyoruz da kediler,köpekler yavruları parçalasın.Senin kadar hayvansever olmamakla beraber,yemini suyunu koyar,bakarız,merak etme.
- Haydi oğlum yolun açık olsun.


Genç adam karısını öpüp,vedalaştıktan sonra işyerine gitmek üzere arabası ile yola çıktı.Takip eden günlerde genç adam,her zaman olduğundan daha mutlu, doğacak çocuklarını hayal ederek,zaman zaman çocuklarına isim düşünerek, zaman zaman çocuklarına alacağı giyecekleri düşünerek,zaman zaman da çocuklarına hazırlayacakları çocuk odasını düşünerek günlerini geçirdi.Kayınvalidesinin evi işyerine bir hayli uzak olduğu için, hafta içerisinde genellikle kendi evinde kalıyor,hafta sonlarında ise kayınvalidesinin evine,hanımının yanına gidiyor ve orada kalıyordu.Ne olursa olsun her gün iki üç kere karısını telefonla aramayı da ihmal etmiyordu.
* * *
Genç adam,sıcak bir ağustos gününde, her zaman olduğu gibi hareketli geçen bir günün ardından, akşam üzeri evine geldi.Mutfakta birşeyler atıştırdıktan sonra,buzdolabından soğuk bir bira ve yanına da biraz kuruyemiş alarak salona geçti.Evin tüm pencerelerini açmasına rağmen,evin içi yine de sıcaktan kavruluyordu.İçinden, “Ulan bu kadın milleti yok mu? Kadınların kullandıkları parfümler yüzünden ozon tabakası delindi,mevsimler değişti, ağustos da bu kadar sıcağa hayatımda ilk defa rastlıyorum.Bu kadar sıcak mı olur yahu.Hoş erkekler de kadınlar kadar parfüm kullanıyorlar ama, yine de kadınlar erkeklerden çok kullanıyorlar,suç daha çok kadınlarda.”diye geçirdi.Üzerindekileri, atleti de dahil hepsini çıkarıp sadece kısa bir şortla oturmasına rağmen, yine de havanın sıcaklığının yanı sıra nemli de olması nedeniyle terden sırılsıklam olmuştu.İçtiği buz gibi bira bile serinlemesine yetmiyordu.


Genç adam sıcaktan iyice bunalmışken,birden gözüne anne güvercin ve yavrularının yuva yaptığı evinin balkonu ilişti.Güvercinlerin evinin balkonuna yuva yapmasından beri,arada sırada unutmadığı zamanlar güvercinlere yem vermek için balkona çıkan genç adam, balkonun salona göre daha serin olması ve hafif hafif esen rüzgarın da etkisi ile iyice mest oldu.Ancak,karısı annesinin evine gittiğinden beri güvercinlerin pisliklerinin temizlenmemesi nedeniyle, balkon pis ve karışık bir haldeydi. Genç adam, oturabilmesi için balkonun, güvercinlerin başka bir yere aktarıldıktan sonra, güzelce yıkanıp ,temizlenmesi gerektiğini düşündü.Balkondaki yuvaya iyice yaklaşan genç adam,karısı gittiğinden beri,artık önlerine nadiren yem ve su koyulan anne güvercin,aç kalmamaları için yavrularına yiyecek getirmek amacıyla yuva dışında olması nedeniyle, yuvada yalnız kalan yavrulardan birisini eline aldı ve ; “ Bizim hanımın dediği gibi,gerçekten de birisi diğerinden daha sarı ve iri, bayağıda büyümüşler,kafalarının üstündeki sarı tüylerde hemen hemen dökülmüş.Sarı tüyler tamamen dökülünce artık büyüdüler ve uçabilirler demektir.Bunlar da herhalde üç beş güne kadar uçarlar ” diye içinden geçirdi.Güvercin yavruları genç adama alışkın olmadıkları için, elindeki yavru korkudan çırpınmaya başlarken,diğer yavru da,telaşla balkonun içinde sağa sola yarı uçmak,yarı koşmak arası hareketlenmeye başladı.Diğer yavrunun hareketlenmesinden dolayı biraz panikleyen genç adam,öbür eliyle de diğer yavruyu yakalamak için hamle yaptı.Ancak,diğer yavruya göre biraz daha gelişmiş ve hareketli olan yavru,genç adamın paniklemesi ile daha çok hareketlenmeye başladı.Genç adam ile yavru arasında on onbeş saniye süren kovalamaca sırasında iyice korkan yavru son bir hareketle açık olan balkon kapısından evin içine girdi.Elindeki yavruyu karton bir kutunun içine koyan genç adam,evin içinde beş on dakika süren bir kovalamacadan sonra diğer yavruyu da yakaladı.Yakalanan yavru,genç adamın elinde korkuyla sinerken, genç adam yavrunun gözlerini kendine yaklaştırarak ; “ Seni gidi haylaz seni, beni yorarsın ha! Besbelli, sen kardeşinin yiyeceklerini de yemişsin ve ondan daha iyi gelişmişsin,artık senin yuvadan uçma zamanın gelmiş,seni artık dışarıya yollamak lazım” diye söylenerek,yavruyu uçması için balkondan atmak üzere tekrar balkona çıktı.Tam yavruyu balkondan uçması için atarken,birden karısının giderken söyledikleri aklına geldi.
“ Aman hayatım,daha öncede söylediğim gibi,lütfen güvercinlere iyi bak.Sabah,akşam önlerine yem ve su koymayı unutma.Bir de dediğim gibi yavrulara dikkat et,balkondan falan düşmesinler.Henüz uçmayı bilmediklerinden balkondan falan düşerlerse kediler,köpekler parçalayabilir.”


Bir an duraklayan genç adam,karısının söylediklerini düşündükten sonra, “ Yok canım,bizim hanım biraz abartıyor.Hele şu içeriye uçan yavru.Baksana yakalayana kadar beni nefes nefese bıraktı.Evin içinde bu kadar uçan, dışarıda açık alanda daha iyi,daha rahat uçar,sonuçta bunlar da birer kuş,herhalde dünyaya uçmak için geldiler .” Diye içinden geçirdikten sonra; “ Yok,yok bir şey olmaz, artık rahatlıkla uçarlar,hem de yeter artık,ne zamandır bu güvercinlerin yüzünden balkonu da kullanamaz olduk.,hem hayvanların içgüdüsel davranışları vardır.Nasıl ki köpek yavrusu suya atıldığında, boğulmadan içgüdüsel olarak yüzebiliyorsa,güvercin yavruları da dışarıya atıldığında içgüdüsel olarak uçarlar” diye, içinden geçirdi.


Henüz vakti gelmemesine rağmen,güvercin yavrularının uçabileceğine iyice kanaat getiren genç adam,önce daha gelişmiş olan ve evin içine kaçıp kendisini uğraştıran yavruyu eline alıp, balkonun kenarına kadar geldi.

 

“Haydi bakalım yaramaz.Beni peşinden koştururken nasıl uçtuysan,şimdi de öyle uç bakalım.Artık küçük bir balkona mahkum değilsin,bütün ağaçlar, çiçekler, kısacası bütün doğa senin artık.” Dedikten sonra, elindeki küçük yavruyu apartmanın bahçesindeki ağaçlara doğru attı.Yavru güvercin gittikçe alçalarak onbeş yirmi metre uçtuktan sonra, genç adamın göremeyeceği bir yerde bulunan bahçenin ucundaki bir ağaca kondu.Genç adam,yavru güvercinin ağaca konduğunu göremediği için diğer yavruyu da eline alıp,yavruya doğru dönerek : “ Haydi bakalım sıra sende, bak yaramaz kardeşin nasıl uçup,gözden kayboldu.Senin ondan neyin eksik,üstelik sen ondan daha akıllısın,akıllı olduğun için ondan daha iyi uçarsın.” Dedikten sonra, diğer yavruyu da balkondan bahçedeki ağaçlara doğru attı.Bu yavru da öteki gibi, onbeş yirmi metre gittikten sonra yine bahçenin ucundaki başka bir ağaca kondu.


Genç adam yavruları gönderdikten sonra,balkonu temizleyip,yıkadı ve masasını da balkona taşıdıktan sonra,birasını yudumladı ve “ Oh be dünya varmış,günlerdir evin içinde sıcaktan patladık yahu.” Diyerek, gecenin ilerleyen saatlerinde üç tane daha bira içtikten sonra,çakırkeyif bir vaziyette, “ Şimdi yatak odasına kim gidecek,bir pike ve yastık alayım da,şu balkona açılan küçük odada yatayım” diyerek,balkona açılan odadaki yatağına uzandı ve sızıp kaldı.


Genç adam o gece, içtiği biraların da etkisi ile üç dört saat kesintisiz uyudu.Gece yarısından sonra ,dinmek bilmeyen bir kuş sesi ile uyanan genç adam,saate baktığında,saatin gece yarısı üç buçuk olduğunu ve henüz sabah olmadığını gördü. Uyku sersemliği ile kuş sesinin geldiği balkona doğru yaklaşan genç adam, anne güvercinin ,kah balkonun etrafında,kah balkonun içerisinde acı acı öterek yavrularını aradığını gördü.Gözlerini ovalayarak balkona çıkan genç adam,anne güvercine doğru: “ Hala buralarda ne dolanıyorsun aptal hayvan, yavruların büyüdü,uçtu gitti.Sen de onların peşinden git.Buralarda ne ötüp,duruyorsun” dedikten sonra,yatmak için tekrar odaya döndü.


O gece anne güvercinin balkonun etrafında acı,acı ötüp,uçarak yavrularını araması sabaha kadar sürdü.Sabah genç adam uyandığında, balkon demirlerinin üzerinden ayrılmayarak,sabaha kadar ötmekten sesi kısılan anne güvercinin, gece boyu balkonun etrafında uçmaktan yorulduğundan, bitkin bir vaziyette yavrularını beklediğini gördü. Anne güvercinin balkonun demirlerinde acı,acı öterek yavrularını beklemesi üç dört gün daha sürdü.Daha sonraki günlerde yavrularının gelmesinden umudunu kesen anne güvercin bir daha evin balkonuna gelmedi.
* * *
Genç adamın her nedense o gün canı çok sıkkındı.İçinde sebebini anlayamadığı bir sıkıntı vardı.Sekreterine,eşinin ve kayınvalidesinin dışında arayan olursa,işyerinde olmadığını söylemesini ve telefon bağlamamasını söyledi.Elindeki kumanda ile odasındaki televizyonda bir saate yakın kanaldan kanala dolaştıktan sonra,odasındaki telefon çaldı.Ahizeyi kaldırdığında sekreteri kayınvalidesinin telefonda olduğunu ve cepten aradığını söyledi. Arayanın kayınvalidesi olduğunu duyunca genç adamın içindeki sıkıntı daha da arttı.Hayırlısı Allah’tan diyerek sekreterine telefonu bağlamasını söyledi.


- Hayırdır valide hanım,buyur bir şey mi var?
- Oğlum yetiş,Handan fenalaştı,komşular sağ olsunlar,yardıma geldiler
doğumevinin acil servisine kaldırıyoruz,sen de hemen oraya gel.
- Aman Allahım !,tamam hemen geliyorum.


Genç adam,ok gibi fırlayarak işyerinden çıktı ve arabasına binerek hastaneye doğru yola çıktı.Bitmek bilmeyen yolculuğunu tamamlayarak hastaneye geldiğinde,koşar adımlarla hastanenin acil servisine çıktı.Acil servisin kapısında yaşlı gözlerle bekleyen kaynanasını gördü.


- Ne oldu valide hanım.Neden fenalaştı Handan?
- Vallahi oğlum ben de anlamadım.Ben mutfakta bulaşıkları yıkarken
Handan da salonda oturup,gazete okuyordu,birden anne diye beni çağırdığını duydum,salona gittiğimde baygın yatıyordu.
- Allah kahretsin,ne şanssız insanız be.
- Neyse oğlum üzülme,hayırlısı olsun,belki de kötü bir şey yoktur.


Genç adam ve kayınvalidesi konuşurken,acil servisin polikliniğinden
çıkan hemşirenin sesi duyuldu.
- Handan Şahinoğlu’nun yakını.
- Buyrun hemşire hanım,ben eşiyim.
- Doktor Bey sizi görüşmek için içeri çağırıyor.

 

Genç adam hemşire ile beraber doktorun odasına girdi.
- Geçmiş olsun,hastanın eşisiniz galiba.
- Evet doktor bey,eşiyim.Eşimin durumu nasıl?
- Ne yazık ki size iyi haberler veremeyeceğim.Eşinizi kurtardık ama,oğlunuz ve kızınız,yani bebeklerinizi kurtaramadık.Bebeklerden biri erkek,biri kızdı da ondan oğlunuz ve kızınız dedim.
- Neden doktor?Neden düşük oldu?
- Vallahi,şimdi bunun bir sürü nedeni olabilir. Nedenini, eşiniz
iyileştikten sonra yapılacak olan bir dizi muayene ve tahlilden sonra anlayabiliriz.
Genç adam,eşinin kendisine daha önce söylediklerini hatırladı.
“ Hayatım, inşallah bizim de bu güvercin yavruları gibi, ikizlerimiz olur.İkizlerimiz olsa ne güzel olur değil mi ? Hele bir de biri kız,biri erkek olsa.”
“ Demek biri kız,biri oğlandı ha ?”, diyebildi genç adam.Dalgın bir halde düşünürken
doktorun sesi ile kendine geldi.
- İsterseniz eşinizle görüşebilirsiniz,kendine geldi,kendisi de düşük yaptığını biliyor,morali bozuk.Eşinize de biraz moral vermiş olursunuz.


Biraz sonra genç adam bitkin ve yıkılmış bir halde eşinin yanına gitti.Muayene odasında sedyede yatmakta olan eşi de kendisi gibi bitkin ve yıkılmış bir halde idi.Genç karı koca birbirlerini görünce sarıldılar ve ikisi birden ağlamaya başladı.Genç adam kendisini karısından önce toparladı.


- Tamam hayatım,üzülme,sen kurtuldun ya.Sağlık olsun,daha henüz yaşımız genç.İleride yine çocuklarımız olur.Sen kendini üzme yeter ki.
- Neden ama,neden bizim çocuklarımız bu dünyaya fazla geldi ?
- Tamam hayatım üzülme artık,kısmetimizde buda varmış.
- Doktora cinsiyetlerini sordun mu ?
- Cinsiyetleri henüz belli değilmiş !
- Hayatım,bebeklerimizi kaybettik,bari güvercinlerimize iyi bak, yavrulara. Bir süre sessizlik olduktan sonra,genç adam dalgın halde karısına :
- Ha,ne dedin,güvercinlere mi?Tamam merak etme sen.
Biraz sonra muayene odasına gelen doktorun sesi duyuldu.
- Tamam beyefendi,bu kadar görüşmeniz yeter,eşinizin fazla yorulmaması ve
dinlenmesi lazım,lütfen sizi dışarı alalım. Hanımefendi sizin de biraz uyuyup,dinlenmeniz lazım.
Genç adam,dalgın bir halde dışarı çıktı ve kaynanasına : “Valide hanım bebekleri
kaybettik,ama Handan iyi,birkaç gün sonra çıkaracağız.Ben bizim eve gidiyorum,senide eve bırakayım.”

 

Dedikten sonra, evine gitmek üzere dalgın dalgın arabasına doğru yürüdü.
Genç adam,dalgın ve üzgün bir şekilde arabasına binerek evine döndü. Evinin önüne
geldiğinde,iki üç tane çocuğun meraklı gözlerle önlerinde bulunan bir şeylere bakmakta olduklarını gördü.Çocuklara doğru yanaştığında, çocukların önlerinde bulunan şeyin,iki tane ölü güvercin yavrusu olduğunu gördü. Çocuklardan birisi genç adama :


- Amca,herhalde bu güvercin yavruları anneleri yokken yuvadan düşmüşler.Uçma bilmedikleri için yerde kaldıklarından mahalledeki başı boş kedi ve köpekler onları parçalayıp öldürmüşler.
Genç adam,neredeyse ağlayacak hale gelen dolu dolu gözleri ile boş boş ölü güvercin yavrularına bakarken;anne güvercin, tepelerinde iyice kısılan sesi ile acı acı öterek, yavrularının ölüsü üzerinde uçarak tur atmaya devam ediyordu.Bu arada ölü yavru güvercinlerin başındaki çocuklardan birisinin sesi duyuldu.
- Ne o amca ya,ağlıyor musun sen? İlahi amca ya sen de amma duygusalsın ha,
iki tane yavru güvercin öldü diye,kocaman adam ağlar mı hiç?Televizyonda bir belgeselde görmüştüm. Bunlar insanlar gibi değillermiş,her sene kuluçkaya yatarlar ve yavruları olurmuş. Sen üzülme seneye bunların yine yavrusu olur.

 

 

 

Ymm Haldun Güler'in Hayvan Sevgisi üzerine 2004 Yılında Yayınlanmış Yavru Güvercinler Adında bir Öykü Kitabı vardır.Ayrıca Basıma Hazır Bir Başkadır Benim Memleketim ve Nalbant Kamber Usta Adında 2 adet Öykü Kitabı daha Bulunmaktadır.

Hava Durumu

Partnerlerimiz

Online Ziyaretçiler

194 ziyaretçi ve 0 üye çevrimiçi

Bize Ulaşın

0312-4390293

Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Sancak Mah. 511.Sokak 8/3 Yıldız Ankara